Topluluk halinde yasayan insanlar, zaman içinde teskilatlanıp daha duzenli bir hayata geçmenin ifadesi olan devletlerini kurduktan sonra, kurulan devleti bir takım alt birimler vasıtasıyla daha rahat yönetmek için gerekli duzenlemeler yapmıslardır. Bu duzenlemeler zamana ve kurulan devletin teskilat anlayısına göre degisiklikler arz etse de, genel olarak temel idari birimler, sehir ve köy olarak tezahur etmislerdir.
Tarihi kaynaklarına ulasabildigimiz ilk dönemlerinden geçen yuzyıla kadar köy-kasaba statusune sahip bulunan Mucur’un, Osmanlı Devleti zamanından itibaren, sosyo-ekonomik tarihi ile birlikte, idari teskilat içindeki yerini net olarak görebiliyoruz. Bundan dolayı Osmanlı idarÃ?® teskilatına söyle genel hatları ile bakmakta bir fayda vardır.
Bilindigi uzere Osmanlı devletinde en genel idari birim Eyalet olup, basında ise Beylerbeyi bulunmaktaydı. Eyaletlerin, cografÃ?® ve tarihÃ?® sartlar sonucunda tesekkul eden sancaklardan meydana geldigi de malumdur. Osmanlı klasik döneminde eyaletlerdeki her sancagın basında bir sancakbeyi bulunurken, daha sonraları bunları temsilen mutesellimlerin sancak idaresini deruhte ettikleri musahede olunur. Sancak idaresinde biri yargıyı temsil eden kadı, digeri de yurutmeyi isleten, icrÃ?¢ yetkisini elinde bulunduran bey olmak uzere daha baslangıçtan itibaren iki aslÃ?® yönetici bulunmaktaydı.
IdarÃ?® ve hukukÃ?® bakımından birbirlerinden ayrılmaları söz konusu olmayan bu sancakların ortaya çıkmasında timar sistemininin de payı bulunmaktaydı. Sancaklar, kaza, nahiye ve köy gibi alt birimlerimlerden olusmaktaydı.
Mucur, Kirsehir’in hemen yanıbasında olmasından dolayı, tarihçede de belirtildigi uzere, Osmanlı topraklarına dahil edilmeden önce, Kirsehir hangi devletin sınırları içinde yer almıs ya da hangi devletin isgaline ugramıssa, Mucur da pek tabii olarak o devletlerin idarÃ?® nda yer almıstır. Bu noktada Mucur, yukarıda da belirtildigi uzere Hitit, Frig, Pers, Roma ve Bizans gibi, Anadolu’nun Turklerin eline geçmesinden önce bahsi geçen devletlerin kuçuk bir yerlesim merkezini olustururken, Turk hakimiyetine geçtikten sonra ise Selçukluların, Eretnaogullarının, Kadı Burhaneddin Ahmed’in, Karamanogullarının, bir ara Dulkadirliler’in ve nihayet Osmanlılar’ın idaresinde XVIII. yuzyıla gelinceye kadar buyukçe bir köy huvviyetini korumus bir yerlesim birimidir.
Kirsehir, Osmanlı idari içine dahil oldugunda, önceleri Eyalet-i Rum’a baglanmıstır. Bu sure içinde mustakil bir sancak olarak göruldugu gibi, bir ara da “Kirsehir ma’a Bozok” olarak geçmesine bakılırsa, bugunku Yozgat ile birlikte sancak olmuslardır. Bu zaman surcine ait 1485 ve 1526 tarihli tahrirlerde Mucur, Kirsehir vilayetine baglı bir karyedir. 1584 yılında Kirsehir bir sancak merkezi olarak Karaman eyaletine baglı görulurken; Mucur, Kirsehir sancagının Hacıbektas nahiyesinin bir köyu olarak karsımıza çıkmaktadır.
XVI. yuzyıl sonlarında buyukçe bir köy oldugu anlasılan Mucur hakkında, XVIII. yuzyılın baslarına ait olan Hurufat kayıtlarında “ Hacıbektas’da Mucur karyesinde vaki...” diye kayıt dusulurken; 1785 tarihlerinden itibaren aynı tur belgelerde “Hacıbektas maa’ Mucur kazasında ...” diye baslayan ibareler görulmektedir 1834 yılına ait temettuat defterinin altına dusulen kayıtta ise, Mehmed Sakir Efendi’nin Hacıbektas ma’a Mucur kazasının naibi oldugu anlasılmaktadır.
Osmanlı Devleti’nde 13 Eylul 1836(1C.evvel 1252) tarihinde idarÃ?® bir islahat yapılmıstır. Bu tanzim ile eski buyuk eyaletler bölunerek yeni bir duzenleme yoluna gidilmistir. 1836 yılında baslayan bu dönemde eski sancaklar veya sancak gibi görulenler birer kaza, hatta nahiye olarak yeni teskil edilen eyaletlere baglanmıslardı. Bu duzenlemeden sonradır ki Mucur, artık bagımsız olarak kaza merkezi olarak karsımıza çıkmaktadır.
1856 yıllarında yapılan bir baska duzenleme sonucunda Mucur, Karaman eyaletininin Nigde livasına baglanmıstır.
II. Abdulhamid döneminde mulkÃ?® teskilatın genel hatları muhafaza edilmekle birlikte, nahiye teskilatı yaygınlastırılmıstır. Bu tarihlerden sonra Mucur, Kirsehir sancagının merkez kazasına baglı bir nahiye olarak görulmektedir. Ancak bu kez de, Kirsehir sancagı Ankara vilayetine baglanınca Mucur, Ankara vilayet sınırları içinde kalmıstır.
Mucur'un nahiye oldugu bu yıllardaki yapılanmasında görev alan idarecileri tesbit edebiliyoruz. Nahiyenin basında, 1890 yılında nahiye mudiri olarak Halil Efendi bulunuyordu. Bu yıllarda nahiyedeki diger idarÃ?® vazifeliler ise su sahıslardır: Naib vekili Rıza Efendi, Muftu Emin Efendi, Katib Hacı Bekir Efendi, Mekteb reisi muallimi Hacı Ali Efendi, Bevvab Mustafa Efendi’dir.
Belediye hizmetlerinin yurutulmesi isleriyle, basta o yıllarda Reis olarak bulunan Hacı Mehmed Efendi olmak uzere sehrin ileri gelenlerinden olusan azaları ilgileniyordu. Bunlar: Hacı Mehmed Efendi, Hacı Salih Aga, Hacı Eyyub Aga, Hacı Omer Aga, Hacı Ali Aga’dır . 1900 yılına ait salnamede ise bu kez belediye reisi olarak Huseyin Husni Efendi görulmektedir. Bununla birlikte belediye meclis azalarından Hacı Salih Aga, ile Hacı Eyyub Aga’nın görevlerine devam ettiklerini ve bir azalıgın da “munhal” oldugu gözukmektedir.
Mucur, 1915 yılında yeniden kaza merkezi olmus ve o gunden bu yana da kaza konumunu muhafaza etmektedir.
Mucur’a idari olarak baglı köylere gelince; daha 1834 yıllarından itibaren buyuk köy olmasından dolayı Mikail ve Aflak karyelerinin baglı olduklarını temettuat kayıtları vasıtasıyla biliyoruz. Cuinet ise 1890 yıllarında Mucur'un buyuk köylerini, Seyfe, Barak, Karakuyu, Mikail ve Aflak olarak belirtmektedir.
1940 yıllarında ise Mucur’a nahiye olarak Hacıbektas basta olmak uzere su köyler baglı bulunuyordu:Aflak,Asma, Bahçacık, Bazlamaç, Budak, Ciydem, Dalakçı, Geycek, Gumuskumbet, Inanç, Kabaca, Karaargaç, Karadam, Karkın, Kılıçlı, Kızıldagyeniyapan, Köpeklikebir (Buyuk Köpekli), Köpeklisagir (Kuçuk Köpekli), Kurugöl, Medetsiz, Mikail, Seyfe, Yazınık.
Bugun Mucur’a baglı olan köylerden bazılarının, 1954 yılından önce, Kirsehir merkez ilçeye baglı olduklarını göruyoruz. Bu köyler, Kirsehir’in 1954 yılında Nevsehir'e baglı bir kaza haline getirilip 1957 yılında yeniden vilayet yapılmasından sonraki yeni duzenlemede, Mucur’a baglanmıslardır. Bunlardan tesbit edebildiklerimiz sunlardır: Aksaklı, Avcu, Aydogmus, Babur, Devepınarı, Kayapa-i kebir (Buyuk Kayapa), Kayapa-i sagir (Kuçuk kayapa), Karacalı, Kuçukkavak, Kepez, Kızılagıl, Palangıç, Rahmalar, Risvan (Karakuyu) ve Yörucek.
Idari kadroda görev alan sahısların Anadolu’nun degisik yerlerinde zaman zaman görevlerini kötuye kullandıgını biliyoruz. Mucur’da da bu babdan suistimal oldugu musahede edilmektedir. 27 Temmuz 1798 (13 safer 1213) tarihli bir kayıttan Mucur karyesi ahalisinin mahkemeye gelerek “kadimden” uç taksit ile 175 krs tayin olunan hazeriye’yi zamanında gerek Karaman Eyaletine gerekse Kirsehir mutasarrıflarına ödediklerini ancak buna ragmen mubasiriyye, “kudumiyye” ve “hazeriyye baha mutalebesiyle vakitli vakitsiz kulliyetli adam ile gelen mubasirler, bunları tahsil ettikleri gibi ,bes on gun kalıp, meccanen yem ve yiyeceklerini karsılattıkları da anlasılmakta olup bunun önune geçilmesi istenmektedir
Copyright © KIRSEHiR.gen.tr Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2002-09-13 (1801 Okuma)